in ,

KPSS/Türkçe Paragraf Denemesi-8

  • Soru

    Şiirin ruhla olan irtibatının en önemli delillerinden biri, onun dünyadaki unvanları kabul etmeyişidir. Mesela bir inşaat işçisi otuz yıl bir meslekte çalışınca konusunda uzmanlaşır. Yahut bir akademisyen yıllarca çalışıp profesör olabilir. Lakin hiçbir şair böyle bir imkana sahip değildir. Şairler sanatlarında her yıl bir önceki yıldan daha iyi şiir yazarak ilerlemezler. Tuğlaları üst üste koyamazlar. Şair her an yazamayacağını bilerek yani bu dünyanın düzenine uymayan bir sistemle şiirini yazar. Bu yeteneğini aniden, gözle görülür yani maddi nedenler olmadan, kaybedebilir.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • Şiir yazarı, alışılmışın dışında bir anlayışla eser meydana getirir.
    • Şairlik, diğer mesleklerden farklı olarak, deneyim ve birikimle ilerlemez; içsel bir uğraştır.
    • Şairlik unvanına erişebilmiş sanatçılar, bu unvanın hakkını verebilmek için uğraşmalıdır.
    • Şiir, sözcüklerin birbiriyle bağlantısı gözardı edilerek yazılırsa “gerçek şiir” mertebesine erişemez.
    • Şairlerin başkalarını değil, kendilerini aşmaya çalışmaları sanatçı sayılmalarının tek koşuludur.
  • Soru

    İhsan Oktay Anar, ilginç hikâyelerle dolu romanlarını kurgularken haz ilkesinden hareket eder. Okuruna hayret ederek, eğlenerek geleceği bir lunapark kurmuştur. Kendisi de panayırı kaçırmamak için Uzun İhsan olarak dolaşır durur bu dünyada. Anar romanlarının okura verdiği hazzı açıklayan iki önemli anahtar olduğunu düşündüğüm lunapark ve panayır benzetmeleri yazara aittir. Kalemi zevk vermiyorsa devam etmediğini söyler Anar. Onun yordamının nirengi noktası, metni denetlerken kullandığı bu ölçüttür işte: zevk.
    Bu parçaya göre Anar’ın romanlarında, bir kahraman olarak dolaşmasının asıl sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

    • Diğer kahramanlarla özdeşim kurmak istemesi
    • Kahraman bakış açısıyla yazmayı tercih etmesi
    • Haz ilkesini baz aldığı için bu durumdan alacağı hazzı kaçırmak istememesi
    • Yazdıklarının gerçek hissi yaratmasını istemesi
    • Kendini olayların dışında tutmak istememesi
  • Soru

    Bireyin ve dolayısıyla da toplumun şuuru korunmadığı, karantina altına alınamadığı zaman, bireysel olarak bir şair kendini böyle bir toplumda karantina altına alabilse dahi, buhranı postmodern bir hale bürünebilir. İçinde yaşadığı şey, toplumun çürümüşlüğünün feryadıdır. Bu durum canının kulağını tahriş etmeye başladığından şair de çürümeye başlayacaktır. Çünkü tüketim toplumunun kuyuları dipsiz ve şuurunun ipi sonsuzdur…
    Bu parçadaki boşluğa düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • Toplumdaki tüketim çılgınlığı, şiire gelince olumsuz anlamda yankı uyandırır.
    • Toplumdaki olumsuzluklardan şiirde bahsetmemek, bunlara kulak tıkamak demektir.
    • Şairin de bir ideolojisi olmalı ve bunu şiirlerinde yansıtmalıdır.
    • Bilinçaltının karmaşık dünyasını ve şuur dünyasının enginliğini yansıtmalıdır şair dediğin.
    • Dipsiz kuyularda bir dip aramak, şuursuz bir dünyada şiir için ilham aramaktan yeğ değildir.
  • Soru

    Dergicilik, öğretmenlik, şairlik… Bunları bir koltuğa nasıl sığdırdığımı merak edenler var, doğrusu. Dergicilik işin çilesini çekmeyenlerin işi değil, şairlik ve öğretmenlik de öyle. Bitmeyen bir yürüyüş ve doğuruş var mıdır ki kabuklarını çatlatıp serpilmek için şiirden güç almamış olsun? … Şiir, kendisinden gebe kalan, kendine çeken birleşik tektir benim için. Bütün uğraşım bu uğurda işte!
    Bu parçadaki boşluğa düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • Şiirde kullanacağım her sözcüğün diğerleriyle bağlantısını sıkı sıkı yoklarım hep.
    • Özgün ve özgür arayışlar uğruna dergiyi ayakta tutmaya çalışıyorum yıllardır.
    • Öğretmen olmak hayatımın dönüm noktasıydı bu yüzden ondan vazgeçmem mümkün olmadı.
    • Ben de şiirden güç olarak dergiciliğin yanında şiir yazarlığına ve öğretmenliğe devam ediyorum.
    • Şiire gönül vermiş kişiler gibi benim için de şiir, güç kaynağıdır.
  • Soru

    Şiir, insan ruhunun kalesidir. Şiir insan eksenlidir. İnsanı çözdüğümüz zaman şiiri de çözeriz gibi geliyor. Neyin sırrı insandaki kadar geniştir? Bu geniş alanı, tüm hatlarıyla bir tek şiir ele alabilir kanısındayım. Şiir bizi bedenlerimizin dışındakilerden ayıran sınırları sağlamlaştırarak dünyaya açar. Şiir, insanın insana egemenliğini ve yine insanın bir nesneye egemenliğini ya da bir nesnenin parasal karşılığa dönüşmesini engeller. Çünkü o, yaşama yönelik bir çözümü dayatır.
    Bu parçada şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • İnsan odaklı olduğuna
    • Tanımı yapılamayacak enginlikte olduğuna
    • İnsanı bire bir yansıtma kapasitesine sahip olduğuna
    • İnsanı maddi öğelerden soyutladığına
    • İnsanın bir başkasına üstün tutulmasını engellediğine
  • Soru

    Okuduğumuz her kitap bizi biraz daha rahatsız eder. Bilmediklerimizin çokluğundan mı yoksa başkalarının hayatını kendi hayatımızın içine almanın tedirginliği mi bilinmez ama başlı başına bir yalnızlık, aynı oranda da çoğalmaktır okumak. Her kahramanın ya da antikahramanın ilk sayfadan başlayan hayatını bize aktaran yazarı tanımak, bu kahramanları bir araya getirdiği dönemi ve o dönemden yazarın nasıl etkilendiğini görme istediğimiz değil midir okumak? Okumak yazarın yazdığını yeniden yaratmaktır aslında, …
    Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

    • Bu yüzden her kitap, okurunun elinde yeniden üretilir.
    • Çok farklı entelektüel birikime sahip kişilerin elinde yeniden yorumlanabilir.
    • Yazarın gözünden hareketle yepyeni dünyalarda, yeni zenginlikler keşfettirir insana.
    • Yazar merkezli her anlatı, yazarın uçsuz bucaksız imgelem gücünü aktarır okuyucuya.
    • Farklı zamanlarda okunduğunda farklı dünyaların kapıları açılır okurun hayal gücüyle.
  • Soru

    Olmak ya da olmamak… Bu, bence Shakespeare’in gerçekte kim olduğuyla ilgili sorulara verilecek bir cevap niteliği taşıyor. Shakespeare söylendiği gibi o kişi bile olsa bir önemi yok, bir yazar olarak eserlerini yazmış ve bu dünyaya büyük bir ses bırakmıştır. Yazdığı her eser bize bugünün koşullarında bile yabancı gelmemektedir, onu evrensel kılan yanı da budur. Oyunlarının içine yerleştirdiği bazı bilgiler, onun kişisel tecrübeleri ya da yaşadığı hayatın bir parçası olarak aktarılmıştır. İnsan ancak kendi deneyimlerini bu kadar detaylı anlatabilir, bu da onun varlığının bir simgesidir. Onunla ilgili kaynaklardaki bazı bilgilerin gerçekliğinden çok emin olmasak da yazdıklarının içindeki ipuçlarını takip ederek kırıntılar bulabiliriz.
    Bu parçada Shakespeare ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • Hayatıyla ilgili birtakım belirsizliklerin olduğuna
    • Gerçek kimliğinin kesin olarak bilinmemesinin eserlerinin büyüklüğüne gölge düşürmediğine
    • Kendisi ve yazdıklarıyla ilgili çarpıtılmış gerçeklere itibar edilmemesi gerektiğine
    • Geçmiş dönemde yazılmış olmasına rağmen eserlerinin çağımıza da hitap ettiğine
    • Eserlerinde deneyimlerine ve kendi hayatından kesitlere de rastlanabileceğine
  • Soru

    Şairlere övgünün hemen hemen bütün kültürlerde indirgeneceği son nokta hayal, yani imgelem gücüdür. Şairin gerçekçiliğin dışında bir dünyaya açık ve onun dilini anlayan hatta kullanan insan olarak tasavvur edilmesinde insanın hayal ile olan ilişkisini çıkarmak gerekir. Hayal, gerçekliğin sınırları içinde sıkışmış insan için hep bir umut kapısı, çıkış noktası gibi görünür. Gerçekliğin daralttığı insana hayal, geniş ovalarda, sonsuz göklerde gezme imkanı verir. Bu sınırsızlık, insan ruhunun ezelden bildiği ve yeniden kavuşmak için didindiği yitik cennetin vazgeçilmez vasfıdır. Şair zihninin bu sınırsızlıkla olan bağdaşımı, doğal olarak onu insanlar içinde ayrı bir makama yükseltir, ilahlaştırır.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılmak istenenle anlamca aynı doğrultudadır?

    • Hayaller; hakikatle mayalandıkça deniz, denize açıldıkça da derindir.
    • Hayalin gerçekliğe galip gelmesini uman fakat buna güç yetiremeyen insanların gözünde şair, hayal ülkesine ulaşmayı başarmış bir kahraman gibidir.
    • Sanatçı, zamana karşı verdiği savaşla var eder kendini ve sınırları her an değişen bir haritaya göre yol alır
    • Taşları renkli bir yansımaya çeviren şair, hayallerden beslendiği sürece zaman savaşçısına yenilmez.
    • Yeryüzü rengârenk akislerini sadece onu görmek isteyen kişilere, şairlere gösterir.
  • Soru

    9. ve 10. Soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.



    Maddeden arındığı oranda yükselir sanat. Ağırlığını attıkça bulutlara yaklaşan balonlar gibi göğü şenlendirir. Hegel’in güzel sanatlara maddeyle olan ilişkileri açısından değer biçişinden söz etmek gerekiyor burada. Onun en üste şiiri yerleştirdiği sanat piramidinden… Mimari, sanatın ilk şeklidir Hegel’e göre. Malzemesi madde olan bu sanatta fikir, kullandığı maddeyi tam bir itaate sevk edemez ve madde asi kalır. Bu yüzden mimari hayatın nüanslarını ve güzelliklerini aksettirmekten acizdir. Halbuki mükemmel sanat, kuşatılamaz bir sahada inşa edilebilir ancak. İlahi olan ile insani olanın kutsal birliğinden doğan, sanatların sanatına yakışır zirvedeki taht: Şiir. Maddeyi yok etmek değil, maddeyi ruha itaat ettirmektir şiirin görevi.

    Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    • Maddenin sanatın gövdesine binmiş bir ağırlık olduğuna
    • Hegel ’in, sanatın en önemli öğesi olarak şiiri kabul ettiğine
    • Hegel’e göre mimarinin yaşamdaki ince detayları yansıtmada yetersiz kaldığına
    • Şiirin işlevinin maddeyi ortadan kaldırmak değil, ruha göre biçimlendirmek olduğu düşüncesine
    • Sınırları belli olmayan tek sanat dalı olan şiirin tasavvufi öğeler içerdiğine
  • Soru

    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • Karşılaştırmaya yer verilmiştir.
    • Benzetmeden yararlanılmıştır.
    • Tanık göstermeye başvurulmuştur
    • Okuyucuya izlenim kazandırma amaçlanmıştır.
    • Devrik ve eksiltili cümleler kullanılmıştır.
  • Soru

    Kitaplarında yaşıyor Halikarnas Balıkçısı. (I) O gürül gürül sesiyle, söylenceler içinden “ Merhaba!” diyor bize. (II) Onun kitaplarında yaşamış olması yetmez. (III) Nice yazar vardır ki yaşadığı yüzyılın çok sonrasında değeri bilinsin, başyazar sayılsın. (IV) Kitaplarının sayfaları açılmadıkça kitaplara gömülmüş sayılır o. (V) Onu tanımak, kendimizi yeniden keşfetmek istiyorsak okumak gerekir Balıkçı’yı.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?

    • l.
    • ll.
    • lll.
    • lV.
    • V.
  • Soru

    (I) Bunlardan ilki, daha çok Albert Camus’un varoluşcu dünya görüşü, diğeri ise natüralizm. (II) Aslında birbirine karşıt dünya görüşleridir bunlar. (III) Ataol Behramoğlu’nun şiirinde iki farklı dünya görüşünün olduğu görülür. (IV) Bu ikincisine hümanist natüralizm demek gerekir doğrusu. (V) Bu yüzden de onun şiiri karşıt görüşleri yansıttığı iki farklı döneme ayrılır.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir paragraf oluşturulmak istense hangi cümle baştan üçüncü olur?

    • l.
    • ll.
    • lll.
    • lV.
    • V.
  • Soru

    Okumayan bir toplumla yüzleşiyoruz giderek. Ülke ve dünya sorunlarıyla hiç ilgisi olmayan, hiçleşen bir kuşak yetiştirdiğimizin farkında mıyız bilmem! Öğrenmeyi öğretmediğimiz gibi zaman hapishanesinde bireyler yetiştiriyoruz. Tüketen, geleceği olmayan, bugünü kendi havuzunda yaşayan… İbremiz 1980’den beri niteliksizleşmeden yana.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçanın yazarının yakındığı durumlardan biri değildir?

    • Genç kuşaklara öğrenmenin nasıl gerçekleşeceğini öğretememek
    • Genç şairler ve yazarlar içinde nitelikli eser veren kimsenin olmayışı
    • Yeni kuşağın ülke ve dünya sorunlarına duyarsız kalışı
    • Kendi dünyasında yaşayan, gelecek kaygısı duymayan, tüketim odaklı nesillerle yüz yüze olmak
    • Zamanın sınırları içinde sıkışıp kalmış, sadece anı yaşayan bireyler yetiştirmek
  • Soru

    Sivas’ta doğan Aşık Veysel, Halk edebiyatının son büyük saz şairidir. Ahmet Kutsi Tecer’in yardımıyla tüm ülkede tanınmış, geçirdiği hastalık yüzünden gönül gözüyle eser vermek durumunda kalmış, önemli bir üstattır. Ölümünden sonra şiirleri Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından “Dostlar Beni Hatırlasın” adıyla yayımlanmıştır.
    Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi kesin olarak çıkarılabilir?

    • Aşık Veysel’le birlikte Halk Edebiyatı Dönemi sona ermiştir.
    • Doğayı gözlemlemede ve gözlemlerini aktarmada çok ustadır.
    • Ülke çapında tanınır hale gelmesinde bir başka isim rol oynamıştır
    • Ölmeden önce hiçbir yerde şiiri yayımlanmamıştır
    • Ülkemizden sonra tüm dünyaca tanınan bir sanatçı olmuştur.
  • Soru

    Grimm Kardeşler’in ünlü masal derlemesi 1812 yılında yayımlandı. Bu masallar nesiller boyu birçok kitapta yerini aldı ve 160 dile çevrildi. Hansel ile Gretel, Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel ve Kırmızı Başlıklı Kız dünyaca ünlü oldu. Bu masallar yeniden anlatılıyor, tekrar tekrar resmediliyor, parodileri yapılıyor.
    Bu parçadan Grimm Kardeşler masallarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak çıkarılabilir?

    • Sadece Grimm Kardeşler’in kurguladığı masallardan oluşur.
    • Dünyadaki bütün dillere çevirisi yapılmıştır.
    • Derleme aşaması bittikten hemen sonra yayımlanmıştır.
    • Günümüzdeki çevirilerinde orijinaline sadık kalınmaktadır.
    • İçindeki bazı masallar tüm dünyada ün kazanmıştır.

Yorumlar (2)

Yorum Yap
  1. Merhaba bir kaç gündür sitenizi takip ediyorum. Oldukça başarılı buldum hatta bağımlısı oldum sürekli test çözüyorum. Bana çok şey kattınız, çok teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir