in ,

KPSS/Türkçe Paragraf Denemesi-5

  • Soru

    Dünyanın en büyük otomotiv parçası sağlayıcılarından biri, trafik kazalarını önleyecek teknolojiler geliştiriyor. Şirketin Türkiye temsilcisine göre, kendi kendine giden araçlar, 2025 yılında trafiğe çıkacak. Trafik kazaları Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre geçtiğimiz yıl Türkiye’de 1 milyon 200 binden fazla trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 3 bin 685 kişi hayatını kaybetti, 250 bin kişi yaralandı. Bu yılın ilk 9 ayında gerçekleşen 28 bin trafik kazasında 900 kişi hayatını kaybetti, 39 bin kişi yaralandı. Üstelik bunlar kaza yerinde tespit edilebilen rakamlar. Buna bir de kaza yerinden ayrıldıktan sonra hayatını kaybedenleri eklemek gerekir ki, onların sayısı bilinmiyor. İnsanların hayatını altüst eden bu kazaların en büyük sebebi aşırı hız ve dikkatsizlik sonucu direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi. Diğer sebepler arasında geçiş üstünlüğünü tespit edememe, dönüş hataları, hatalı mesafe tahminleri gösterilebilir.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • İnsansız araçların yakın gelecekte hayatımızda olacağına
    • Kazalara yol açan faktörlere
    • Kazalarda, aşırı hız ve dikkatsizliğin en büyük rolü üstlendiğine
    • Kendi kendine giden araçların kaza oranını sıfırlayacağına
    • Kazaları önleyecek teknolojilerin geliştirildiğine
  • Soru

    17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır. Akla ve sağduyuya değer verir. İnsandaki tabiata, insanların iç dünyasına saygı göstermek esastır. Konularını eski Yunan ve Latin edebiyatından alır. Kahramanları seçkin kişilerdir. Sıradan insanlara eserlerde yer vermez. Önemli olan konu değil, konunun işleniş biçimidir. Dil, üslup kusursuz bir şekilde işlenmiştir. Dil açık, yalın ve soyludur. Sanat için sanat görüşünü savunurlar. Sanatçı eserde kendini gizler. Tiyatroda üç birlik kuralına uyulur.
    Bu parçada klasisizm akımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • Ne zaman ve nerede ortaya çıktığına
    • Konularını nereden aldığına
    • Mantığı ve aklı önemsediğine
    • Konunun işlenişine değil, konuya önem verildiğine
    • Sanat anlayışının özelliğine
  • Soru

    Öldükten sonra 1987’de Günlük, 1998’de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlanmıştır. Sağlığında hiçbir kitabı ikinci baskı bile yapamayanAtay’ın kitapları ölümünden sonra ilgi görmüş ve defalarca basılmıştır. Ölümünden sonra daha çok ilgi görmeye başlayan yazarın hayatı hakkında birçok çalışma yapılmış ve biyografileri yayınlanmıştır. Bunlardan birisi olan Yıldız Ecevit’in Oğuz Atay biyografisi “Ben Buradayım…” 2005 yılında yayınlanır. Oğuz Atay, yapıtlarında küçük burjuvalara karşı eleştiri, mizah ve ironi barındıran bir yaklaşım içerisine girmiştir. İlk romanı “Tutunamayanlar’da küçük burjuva dünyasına ve küçük burjuvalara ironiyle yaklaştı. Yazarın eserlerinde zaman zaman anlatım bozukluklarına rastlanır. Özellikle ilk romanı olan Tutunamayanlar’da özentisiz cümleler bulunmaktadır. Romanlarında iç monologlara önem veren yazarın kahramanları sık sık kendi kendileri ile konuşur. Bu roman tekniği eleştirmenler tarafından Postmodern olarak tanımlanmış özellikle Berna Moran tarafından edebiyatımızda bir çığır olarak ilan edilmiştir. Romalarında karmaşık bir gerçeklik vardır. Romanın içine dağılmış ayrıntı, gözlem ve çağrışımlar, romanın bütününe egemen olan bilinçli bir kurgunun öğeleridir.
    Bu parçadan Oğuz Atay ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

    • Yaşadığı dönemde eserlerinin pek ilgi görmediğine
    • Vefatından sonra kendisiyle ilgili çalışmalar yapıldığına
    • Eserlerinde, eleştirel bir tutum benimsediğine
    • Üslup konusunda çok titiz davrandığına
    • Romanlarındaki detayların bilinçli bir kurguya dayandığına
  • Soru

    Haşim, ferdi konuların şairidir. Dış dünyayı karamsar ruh dünyası içinden süzerek gözlemlemiş, sonbahar, akşam kızıllığı ve karamsarlık konulu ahenkli şiirler yazmıştır. Şiirle ilgili görüşlerini çeşitli yazılarında ve eserlerinin ön sözlerinde açıklamış, sanat güzellik içindir, sanat şahsi ve muhteremdir, prensiplerine uygun şiirler yazmıştır. Piyale adlı şiir kitabının ön sözünde şiir anlayışını şöyle açıklar: “Şiirin asıl özelliği duyulmaktır. Şiirin dili, musiki ile söz arasında ve sözden ziyade musikiye yakındır. Yani bu dil, bir açıklama vasıtası olmaktan ziyade bir telkin vasıtasıdır ve şiirde musiki anlamdan önce gelir. Bu bakımdan kelimeler, şiire, anlam değerlerinden çok musiki değerleriyle girerler. Şiirin anlam bakımından açık olması zorunlu değildir. Şiirin doğduğu yer bilinçaltıdır. Konu ise sadece terennüm için bir vesiledir.”
    Bu parçadan yola çıkılarak Ahmet Haşim ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • Şiirde ahenge önem verip anlamı ikinci planda tuttuğu
    • Manayı şiirle özdeş tuttuğu
    • Sanatı toplum için yaptığı
    • Hayata karşı pozitif ve umutlu olduğu
    • Melankolinin hayatında yeri olmadığı
  • Soru

    Hayatta her şeyin dengede olduğu bir çizgi vardır. Zıtlıkların ortasında yer alan bir çizgi. Ölçülülük de diyebiliriz buna. Ölçüyü kaçırdığınızda tutturamadığınızda kıvam bozulur. İşte bu iki uç arasındaki çizgiyi fark edemezseniz bir ucu diğer uca tercih etmek zorundaymışsınız gibi hissedebilirsiniz kendinizi. Bu da zihnin ya öyle ya böyle, diye sadece iki seçenek görme sınırlılığından gelir. Örneğin alçakgönüllülük çizgisinin altında kendi kıymetini, değerini bilmemek, çekingen olmak, edilgen olmak gibi uç noktalar vardır, Bu çizginin üstünde ise kendini beğenmişlik, ukalalık vardır. İkisi de dikenli uçtur, kişiyi yanılsamalarla doldurur. Kişi kendini beğenmiş ve ukala olmamak adına diğer uca yakın davranış şekillerini benimseyebilir. Ancak çizgi altı durum da zamanla kişiyi yorar, kişi kendini kötü hisseder ve dış dünyadan aldığı geri bildirimlerden mutsuz olur.
    Parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

    • Hayatamızda büyük önem arz eden dengenin bozulması, istenmeyen sonuçları beraberinde getirir.
    • Alçakgönüllülük çizgisinin üstünde kendini beğenmişlik, ukalalık, vardır.
    • İnsanı yoran ve yanıltan, alçakgönüllülüktür.
    • Hayatta her şey milimetrik bir düzen doğrultusunda oluşmuştur.
    • Denge, mutluluğu beraberinde getirir
  • Soru

    Uzman Diyetisyen “Önemli olan aynı öğünde çok çeşit yemeği bir arada tüketmek değil, farklı günlerde az miktarlarda çeşitli beslenmektir! Amaç yenilenleri hep daha aza indirmek değil, enerji harcamanızı arttırmak olmalıdır! Aslında bir adımsayar alarak öncelikle günlük nasıl bir harcamanız olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Çalışmalar bir kişinin günde 8000- 10000 adım atması gerektiğini vurgulamaktadır. Hareketli olup olmadığınızı anlamanın en pratik yolu adımsayar alıp kendinizi takip etmek ve adım sayılarınızı gün geçtikçe artırarak daha fazla enerji harcamak. Egzersiz yapmak, vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ve yüzme, vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı azaltan iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu yapılan yürüyüş yağlanmayı azaltır.” şeklinde konuştu.
    Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • Sayısal verilerden yararlanılmıştır.
    • Öneri anlamı içeren cümleler kullanılmıştır.
    • Eksiltili cümleler kullanılmıştır.
    • Birleşik yapılı cümlelere yer verilmiştir.
    • Devrik cümlelere yer verilmemimiştir.
  • Soru

    Hikâyeyi severiz, okumayı da dinlemeyi de. İnsanlığın genetik kodlarına sinmiş bir ihtiyaç gibidir hikâye dinlemek. Mışıl mışıl anlatılan, bize zaman ve mekanı unutturan veya onları bizim daha önce deneyimlemediğimiz şekilde kavrattıran anlatılar sözünü ettiğim. Ama artık gündelik hayatın dar ve bunaltıcı sınırlarını eriten, içimizi kanatlandıran, bizi kapıp götüren hikâyeler dünyasına çok uzağız. Maddecilik bıçağıyla bilenen aklımızın kabul edemeyeceği sınırları aşamıyoruz. Bu tür metinleri fantastik kategorisi ile çocuklaştırma eğilimindeyiz.
    Bu parçanın yazarı aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

    • Hikâye dinlemeyi ve okumayı eskisi kadar önemsemeyişimizden
    • Günlük hayatın koşuşturmacası içinde hikâyeye zaman ayıramayışımızdan
    • Bizi farklı dünyalara götüren hikâyeleri nesnellik gözlüğüyle okuduğumuz için küçümseyişimizden
    • Fantastik hikâyelerin yalnızca çocuklar tarafından okunabileceği düşüncesinden
    • Günümüzdeki hikâyelerin düşünce ufkumuzu genişletici etkiden uzak oluşundan
  • Soru

    Duygu, çağrışım ve izlenimlerin dizeler halinde dile getirildiği söz sanatıdır şiir. Hiçbir zaman kesin ve net bir tanımına ulaşılamayan türlerden biridir genel olarak şiir, düzyazı dışında kalan bir anlatım biçimi olarak nitelendirilebilir. Ama şiiri düzyazıdan ayıran yegâne özelliği, dizeler halinde yazılması değildir. Valery’nin tanımından hareket eden Suut Kemal Yetkin, yürüyüş ile raks (dans) arasındaki farkı, düzyazı ile şiir arasındaki farka benzetir. Ahmet Haşim, “Şiir, bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.” diye tanımlar şiiri.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

    • Tanımlama
    • Açıklama
    • Karşılaştırma
    • Alıntı yapma
    • Tartışma
  • Soru

    (I). Roman yazarı –yarattığı kurmaca metnin içinde oluşturduğu kurmaca gerçeklik ve onun içerdiği çok sesli sosyal gerçeklik, roman dışındaki gerçeklikle bağdaşsın ya da bağdaşmasın –kendi zaman ve mekânını yaratır. (II). Roman yazarı isterse zamanı ve mekanı, karakterleri parçalar, birleştirir ya da birleştirmez. (III) Kurmaca gerçekliğin tümünü verir ya da vermez. (IV) Sır yaratır, sırları çözer ya da çözümsüz bırakır. (V) Romanda ortaya çıkan sosyal ilişkiler, yazarın inisiyatifi dahilinde biçimlenir ve sonunda edebi haz yaratan bir metin ortaya çıkar.
    Bu parçanın ana düşüncesi, numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?

    • l.
    • ll.
    • lll.
    • lV.
    • V.
  • Soru

    Şiir sanatı açısından Türkler de çok eski bir geçmişe sahiptir. İslamiyetin kabulünden önceki dönemlerde özellikle dini törenlerde şiirler söylenmiştir. Örneğin, Dede Korkut Hikâyeleri’ndeki bazı cümlelerde ses benzerliklerine rastlanır. İslamiyetin kabulünden sonraki dönemdeki Türk şiiri, başlıca iki kol halinde gelişme göstermiştir: Divan şiiri, Halk şiiri. Her iki kol da, kendi sanat anlayışı ve estetik değerleri doğrultusunda, çok güzel ve ölümsüz eserler vermiştir. Divan şiirinin yüksek zümreye hitap ettiği, Halk şiirinin seslendiği kitlenin halk olduğu görülür. Bu iki şiir anlayışının nazım şekilleri, dilleri, ölçüleri farklıdır. Ancak ikisi de uyağa önem verir.
    Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • Türk şiirinin geçmişi İslamiyet öncesine kadar uzanır.
    • Halk şiiri ve Divan şiiri birtakım özellikler, bakımından farklılık gösterir.
    • İslamiyetin kabülüyle farklı şiir anlayışları ortaya çıkmıştır.
    • Kafiyeye önem verme Divan ve Halk şiirinin ortak noktasıdır
    • Divan şairlerinin ağır, ağdalı dili Halk şiirinde görülmez.
  • Soru

    Yaşanmış veya tasarlanmış bir olayı, bir durumu; yer, kişi ve zaman belirterek anlatan kısa yazılara öykü denir. Genellikle romandan kısa olur, dar bir zamanı kapsar, kişileri romana göre daha azdır, anlatılanlar tek ve sınırlıdır. Serim, düğüm ve çözüm olmak üzere üç bölümden oluşur. Olayı sürükleyen bir kişi vardır. Hikâye kısalığı ve kurgusuyla masala; kişilerin nitelendirilmesi, eylemin işlenişi ve canlandırılmasıyla da romana yaklaşır. Hikâyenin kısalığı, yapısal olarak kişinin niteliğiyle geliştirdiği eylem arasındaki sıkı bağdan kaynaklanır. Edebiyatıcedide döneminde hikâye iyice gelişmiştir. Bu dönemdeki yazarların çoğu romancılığı öne almışlar, hikâyeciliği bir yan uğraş olarak görmüşlerdir. Türk hikâyeciliği en parlak çağını Cumhuriyet Dönemi’nde yaşamıştır.
    Bu parçada hikâye türü ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • Masal ve romana benzer nitelikler taşıdığına
    • Konularına göre sınıflandırıldığına
    • Hikâyenin kişi sayısının romana göre daha az olduğuna
    • Farklı dönemlerde farklı gelişim özelliği gösterdiğine
    • Hikâyenin yapı unsurlarının neler olduğuna
  • Soru

    Hikâye tahlil ederken önce şekle ait özellikleri tespit etmeliyiz. Sonra hikâyeyi konusu, ana fikri, yazarın bakış açısı ve anlatım tutumu açısından değerlendirmeliyiz. Bakış açısı, yazarın konuyu sunuş biçimidir, olayların kimin ağzından anlatıldığını ifade eder. Olay unsurları tespit edildikten sonra teknik bakımdan değerlendirilmesi; olayın anlatım sırası, nasıl başladığı, nasıl geliştiği ve nasıl bir çözüme ulaştığı gibi sorular bu bölümde cevaplandırılır. Tahliller, kişi, olay ve mekan arasındaki uyum, zamanın verilişi bu bölümde değerlendirilir. Son aşama olarak hikâyenin dil ve üslup açısından değerlendirilmesi ve okuyucu tarafından olumlu ya da olumsuz yönlerinin belirlenmesi tenkit edilmesi gerekir.
    Bu parçada hikâye tahlili ile ilgili aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

    • Hikâye tahlilinde biçimsel özellikler tespit edilmeli mi?
    • Teknik yönden öykünün olay unsurlarının sıralaması yapılmalı mı?
    • Yazarın bakış açısı değerlendirilmeli mi?
    • Öykünün biçem bakımından değerlendirilmesi önem arz eder mi?
    • Öyküde konu biçimden önce mi gelmeli?
  • Soru

    Şiirlerinde aykırı kişiliğinin izleri görülen Ergülen’de ironiyi arayan, farklı imgeler ve farklı söylemler oluşturmaya gayret eden bir yaklaşım vardır. Şiirlerine eleştirel gözle bakıldığında sanatsal kaygıyı fazla önemsemediği, çağdaş ve yenilikçi kalma çabasının; şekil, ahenk, anlam derinliği endişelerini aştığı görülür. Ferdi konulara ve temalara yoğun ilgi duyan şairin şiirlerinde biçimsel olarak II. Yeni ve sonrası şiirinin modernist yaklaşımı görünür. İmgeye önem veren bir şair olarak görülen Ergülen, şiirlerinde yazım ve noktalama kurallarını hiçe sayma, alışılmamış benzetmeler ve bağdaştırmalar kurma yönüyle II. Yeni şairlerinin devamı bir şair görünümündedir. Kimi şiirlerinde ise klasik serbest şiire yaklaşan anlam ve söyleyiş özellikleri göze çarpar.
    Yukarıdaki parçadan, Haydar Ergülen ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

    • Bireysel konulu şiirler yazmayı tercih ettiğine
    • Yazım ve noktalamayı önemsemediğine
    • Alışılmamış bağdaştırmalara ve imgeye yer verdiğine
    • İkinci Yeni şiir anlayışına karşı çıktığına
    • Çağdaş bir sanat anlayışına öncülük ettiğine
  • Soru

    Yazarın asıl amacı kadın kahramanların kişiliklerini erkeklerin gözüyle değerlendirmek olduğu için, romanlarının anlatıcısı olarak bu kadınlara âşık olan erkekleri seçer ve fırtınalı bir aşk öyküsünü onların anı defterlerinden ya da mektuplarından anlatır. Erkek (bazen kadın da) evli olduğu için, kaçınılması olanaksız bir iç çatışma, romanların moral sorununu oluşturur. Roman ya kadının ya da erkeğin ölümüyle biter. Adıvar’ın, biraz kendi olduğu iddia edilen bu kadın kahramanlar, o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil ederler. Seviye Talipler, Handanlar, Kâmuranlar her şeyden önce güçlü kişiliği olan, haklarını savunan, Batı terbiyesi almış, ama batılılaşmayı giyim kuşamda aramayan, resim ya da müzik gibi bir sanat alanında yetenekli, yabancı dil bilen, kültürlü ve çekici kadınlardır.
    Bu parçadan Adıvar ve yarattığı karakterlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    • Roman kahramanlarının yazarın kendisinden izler taşıdığı
    • Konularını genellikle fırtınalı aşkların oluşturduğu
    • Kadın karakterleri, karşı cinsin bakış açısından verdiği
    • Batılı kimlikleriyle öne çıkan kadın karakterler yarattığı
    • Romanlarında yer alan kahramanların toplumun ahlaki değerleriyle ters düştüğü
  • Soru

    Kötü ve vasat yazarları geçelim. Hatta yazdıklarını okumaktan zevk aldığınız ama dünyanızı değiştirmeyen “iyi” yazarları da geçelim. Murathan Mungan onlardan değil. Tanıdığım en büyük yazarlardan biri olmasının yanı sıra, bitmek bilmeyen bir enerjisi, şaşmaz bir disiplini olduğunu; 38 derece ateşle yandığı halde röportajımızı iptal etmeyecek kadar nazik, o haliyle fotoğraf çektirmekten rahatsızlık duymayacak kadar özgüven sahibi olduğunu… Kamerayla arasındaki aşkın kesinlikle karşılıklı olduğunu… Müziği tutkuyla sevdiğini, benim gibi bir müzik manyağını kıskandıracak türden bir koleksiyon edindiğini… Hatta punk bile dinlediğini…İnsanı şaşırtacak kadar güzel, şiirli konuştuğunu, her cümlesinde hayata, sanata, varoluşa dair yeni bir şey keşfettirdiğini… Komik biri olduğunu, şaka yapmayı sevdiğini, fırtınayı sevdiğini ve onu senin, benim, öteki insanların, insan kalabalıklarının olduğu yerlerde değil; kendi içinde aradığını, o yüzden de daima bulduğunu… Küçük hesaplar yüzünden bizi kırmayı, güçsüz düşürmeyi deneyenlere karşı elimizde şiir gibi bir silah bulunduğunu, şiirsel adaletin her şeyden güçlü olduğunu bir gün muhakkak anlayacağımızı, bunun kaçınılmazlığını hep bu röportajdan öğrendim.
    Bu parçadan Murathan Mungan ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • Enerjik bir yapıya ve katı bir disipline sahip olduğuna
    • Nezaket sahibi, özgüveni yüksek bir kişilik olduğuna
    • Hemen hemen her türlü müziği dinlediğine
    • Esprili, şakacı bir mizaca sahip olduğuna
    • Şiirin, yazarın hayatında diğer edebi türlerden farklı bir yere sahip olduğuna

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir