in ,

KPSS/Türkçe Paragraf Denemesi-1

  • Soru

    Hayal öyle geniş, dünya o kadar dar ki, hele öyle imkansızlıklar var ki… Bu olağanüstü istekleri gerçekleştirmek, başka bir dünya ve olağanüstü nitelikleri kendilerinde toplayan yaratıklar ister. İşte bu, halkın yarattığı masal kahramanlarının dünyasıdır.
    Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • Masal, hayalden yararlandığı için sanatın kaynaklarından biridir.
    • Masallar, ülkeden ülkeye çağdan çağa en çok yayılan ürünlerdir.
    • Masallar gerçekçi değil, olağanüstü nitelikler taşır.
    • Masallar, toplumun hayal gücüyle yaratılmış sözlü ürünlerdir.
    • Masallar, insanoğlunun yaşadığı gerçekliğin dışına çıkma isteğinden doğmuştur.
  • Soru

    Şiir yazmak, şairin kendi ruhunu aramasından başka bir şey değildir. Ruhunu, asıl benini, arayan şair kendisi için yazmakla meşguldür. Onu bulduğunda yazmaktan vazgeçebilir. Başkaları için şiir yazmaya çalışmak şairin ruhunu bulmasıyla sonuçlanmaz. Başkalarının beğenisi için şiir yazmaya çalışanlar şair olamaz. Yazılmış birçok şiiri olsa da.
    Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • Şairin amacı kendisi için şiir yazıp bu şekilde insanlık özüne ulaşmak olmalıdır.
    • Şair, şiirleri vasıtasıyla aramış olduğu ruhuna ulaştığında eser vermekten vazgeçebilir.
    • Başkaları için şiir yazmak, şairin yaratıcılığı önündeki en büyük engeldir.
    • Şairin özgün olması ancak yaratıcılık ve beğenilme kaygısı taşımasıyla mümkündür.
    • Kendine yabancılaşan şair, şiir yazarak bu durumdan kurtulmayı başarabilir.
  • Soru

    Yazarların yaşları ilerler ama çocuk, taze, yeni ve genç yanları, hiç değişmez. Hangisinin içten yaşlandığını görürseniz bilin ki o, gerçek bir sanatçı değildir. Hiçbir zaman da gerçek sanatçı olamamıştır. Yaşları seksene de gelse hep çocuk kalır onlar. Bakışları, duyuşları, anlayışları yenidir, tazedir, canlıdır. Her şeye ilk kez bakar gibidirler. Bu yüzden yaratıcıdırlar. Eskimeyişleri, yaşlanmayışları içlerindeki çocuğu ölene dek korudukları içindir.
    Parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • Yazarlar, her zaman çocukça davranışlardan hoşlanır.
    • Gerçek bir sanatçı olmak, yazarın iç dünyasının yaşlanmamasına bağlıdır.
    • Yazarlar yaratıcıdır, bu nedenle hiç yaşlanmazlar.
    • Yaşları ilerlemiş yazarlar yaratıcı olamaz.
    • Yazarların kendilerini genç hissetmeleri, yaşlanmalarını önler.
  • Soru

    Bir şiir seçkisini en iyi kim yapabilir? Bu soruya “şiir beğenisi olan herkes” diye karşılık verilebilir. Ama ilk akla gelen, böyle bir şiir seçkisini en iyi, şairler yapabilir yanıtıdır. Oysa, uğraşı şiir olmayan birçok edebiyat adamı da başarılı seçkiler yapmıştır. Abdülhak Şinasi Hisar’ın “Âşk İmiş Her Ne Var Alemde” adlı aşkı konu alan mısra ve beyitlerden oluşan, o tadına doyulmaz seçkisini nasıl unutabiliriz?
    Bu parçada asıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • En iyi şiir seçkisini şairler yapar.
    • Alanı şiir olmayan kimi edebiyat adamları da en iyi şiirleri seçebilecek yetidedir.
    • Şiirle ilgisi olsun olmasın, herkes, iyi şiiri seçecek güçtedir.
    • En iyi şiirleri şu ya da bu kişi seçebilir, diye bir ayrım yapmak yanlıştır.
    • Bir şiir kurulunda yetkin kişilerin görevlendirilmesi gerekir.
  • Soru

    Aşağıdaki cümlelerle bir paragraf oluşturulmak istense, hangisi paragrafın giriş cümlesi olur?

    • Hayatımda topluma onun kadar değer veren, az adam gördüm.
    • “Şu ne demiş, bu ne demiş” sorar dururdu hep
    • Büyük bir ozan, büyük bir yazar olduğu herkesçe kabul edilsin isterdi.
    • Cenab Şahabettin’in kendi içine kapanmış biri olduğu söylenir.
    • Bir kimsenin kendini beğenmemesine katlanamazdı.
  • Soru

    1940’larda ortaya çıkan şiir akımı çok yadırgandı. Bu kadar çok yadırganmasının nedeni… Bu akımın ozanları, şiirde ulvi şeylerden söz etme kuralını altüst edip sokaktaki adamın nasırından, işinden atılışından, karısının vır vırından dem vurmaya başladı.
    Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

    • günlük dilin kullanılmasıydı.
    • eski şiir kalıplarının yıkılmasıydı.
    • yeni bir akım oluşuydu.
    • işlenen konulardı.
    • şiirin yoruma açık bırakılmasıydı.
  • Soru

    Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Çimenlere her basışta ılıklığını yitiriyordu çimenler. İnce tabanlardan toprağı duyuyorduk. Kuşlar yüksekten uçmuyor, koynumuza düşecek gibi yakın mesafede çırpınıyordu. Yol kenarındaki hendeklere inip oradan ileri atılırken el ele tutuşarak uçurumdan tırmanıyorduk. Hendeğin bu yanında erik ağaçları çiçek döküyordu.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • Okuyucuyu olay içinde yaşatma
    • İzlenim kazandırma
    • Niteleyici sözcükler kullanma
    • Birden fazla duyuya ilişkin ayrıntı
    • İlahi bakış açısı
  • Soru

    Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf”ta çizdiği dünyanın böylesine renkli, sıcak ve inandırıcı olması, büyük ölçüde yaşantısından gelen gözlemlerine bağlı. Önemsiz görünen küçük ayrıntılar, romana tam bir somutluk kazandırıyor; birdenbire kendinizi anlatılan kasabada, olayların ve insanların arasında buluveriyorsunuz. Sanki…
    Yukarıdaki parça, dil ve düşünce akışına göre, aşağıdakilerin hangisiyle sürdürülebilir?

    • İlişkiler, belirli koşulların biçimlendirdiği ilişkilere dönüşüyor.
    • Romanın çok sağlam bir olay örgüsü olduğunu kanıtlıyor.
    • Hayal ve gerçeklik birbirine karışıyor.
    • Romandaki dünya, sizin dünyanız oluyor birden.
    • Kişilerin gerçek yaşamdan alındığı netleşiyor.
  • Soru

    Suut Kemal Yetkin kendisinden sonraki birkaç kuşağın dil ve edebiyat beğenisini koşullayan, etkileyen bir eleştirmendi. Herkes “Acaba Yetkin ne diyecek bu konuda?” diye düşünerek yazardı. Daha sonra öyle yapıcı eleştirmenler pek çıkmadı.
    Paragrafa göre Suut Kemal Yetkin’in genç yazarlarca önemsenmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • Eleştirel değerlendirmeleriyle yol gösterici olması
    • Edebiyat alanında tartışma ortamı yaratması
    • Genç sanatçıları kendine hayran bırakması
    • Eleştirileriyle genç sanatçıları korkutması
    • Sanatsal gücünün diğerlerinden üstün olması
  • Soru

    Tarihi kilise kalıntılarının arasında dolaşmaya başlamıştık. Yerdeki mozaikler yer yer kaybolmuştu. Geride kalanlar ise bugün yapılmışçasına canlı renkleriyle ziyaretçileri şaşkına çeviriyordu. Rehberimiz ayakta kalan sütunları göstererek: “Bu sütunların yüksekliği 10 m, çapları 1 m” diyordu. Bu yüksek sütunlar ve başlıkları çağımıza meydan okuyordu.
    Paragrafın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • Hem öznel hem nesnel yargılara yer verilmiştir.
    • Yazar öncelikle düşüncelerini kanıtlamayı amaçlamıştır.
    • Öyküleyici anlatımdan yararlanılmıştır.
    • İzlenimsel betimleme açıklayıcı betimlemeyle bir arada kullanılmıştır.
    • Konuyla ilgili kişisel düşüncelere yer verilmiştir.
  • Soru

    … İnsanda varolan iyiliğin ya da kötülüğün öne çıkması, insanın gereksinimlerinin karşılanıp karşılanmamasına bağlıdır. Toplumsal çevreyle giriştiği her türlü alışveriş; beslenme, oyun, eğitim, öğretim, çocuğun karakterinin oluşmasında belirleyici etkiler yaratır. Kötülüğün egemen olduğu bir toplumda olumlu örneklerin yer aldığı, küçük bir çevre oluştursanız bile iyi insanlar yetiştirmeniz rastlantılara kalır.
    Bu paragrafın giriş cümlesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?

    • İyi insan, her ortamda fark edilir.
    • İyilik de kötülük de kalıtsal değildir.
    • Karakterin oluşmasında çevrenin etkisi büyüktür.
    • Çocuğun karakterini etkileyen sebepleri iyi bilmek gerekir.
    • İnsanın iyiliği de kötülüğü de doğuştandır.
  • Soru

    (I) Ahmet Mithat, Tanzimat’la başlayan Türk romanına yeni bir ruh aşılamış, ulusal bir karakter kazandırmıştır. (II) Ama onun yetiştiği ve ilk eserlerini verdiği dönem çok daha sonralarıdır. (III) Bu bakımdan onun eserleri, Türk romancılığında bir aşamadır. (IV) Bu aşamayı görebilmek için, Ahmet Mithat’tan öncekilerin romanlarına da bir göz atmak gerekir. (V) Onun Türk romancılığındaki yeri ve önemi, ancak bu şekilde gözler önüne serilebilir.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • l.
    • ll.
    • lll.
    • lV.
    • V.
  • Soru

    Tezli romanların çok satılmasının nedeni, sanatın işlevlerinden olan “Keyifli vakit geçirme”yi başarıyla yerine getirmesidir. Bu, pek soylu bir amaç gibi görünmese de atalarımızın mağara duvarlarına çizdikleri ilk av resimlerinden bu yana, sanatı sanat yapan işlevlerden biridir. Üstelik, sanıldığı gibi, sanatın aydınlatıcı, eğitici ve kültürel işlevini de dışlamaz. Tersine, yapıtın bu işlevlerini yerine getirmesine katkıda bulunur. Yapıtı bir felsefi metin olmaktan kurtarır.
    Bu parçada, tezli romanlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • Aydınlatıcı, öğretici nitelik de taşıdığına
    • Hoşça vakit geçirmek için okunduğuna
    • Sanatsal boyutlar içerdiğine
    • Sürükleyici kurguya sahip olduğuna
    • Çok sayıda okuyucu bulduğuna
  • Soru

    Okuyucu, şiir ortamının canlanmasında ve belli bir nitelik kazanmasında belirleyici bir rol üstlenir. Yapıtın iyisini kötüsünden, değerlisini değersizinden, gerçeğini sahtesinden ayırt edebilen okuyucu, bunlara ilgi duyarsa yeni yapıtların daha nitelikli olmasına ortam hazırlamış olur. Okuyucu bu ilgisini nasıl belli edecektir? İyi yapıtların tüketimine katkıda bulunarak. Tüketimin sayısal dili, yazarların kendilerini gözden geçirmeleri için bir ikaz işlevi görecektir.
    Bu parçaya göre, edebiyat ortamının gelişmesinde okuyucuya düşen asıl görev aşağıdakilerden hangisidir?

    • Tanınmış şairlerin dışındakilerle ilgilenmeme
    • Yapıtları, türlü açılardan ayrıntılarıyla inceleme
    • Başkalarının beğenilerinden etkilenmeme
    • Sadece, nitelikli yapıtları satın alma
    • Yapıtlar karşısında nesnel yargılara varma
  • Soru

    Bizim bilim insanlarımız hep zaman darlığı içindedir. Meslekleriyle ilgili yayınların dışında kitap okuyamadıklarından yakınır dururlar. Batı’daki bilim insanların ise, her nedense, zamanları çok boldur. Ne hikmetse, büyük bilim insanlarının çoğu, edebiyata zaman ayırabilen, hatta edebiyatla yakın ilişkisi olan bol zamanlı kişilerdir. Bacon, A.Einstein, matematiğin kurucusu Gauss… hep edebiyata ilgi duyan ya da edebiyatın içinde olan kişilerdir.
    Bu parçada aşağıdakilerden özellikle hangisine karşı çıkılmaktadır?

    • Bilim insanlarımızın zamanı iyi değerlendirdikleri düşüncesine
    • Edebiyatın somut yararlar sağlamadığı inancına
    • Okumanın ancak boş zamanları değerlendirmede gerekli olduğu düşüncesine
    • Bilim insanlarımızın Batılı bilim adamlarını örnek almak istememelerine
    • Bilim insanlarımızın asıl uğraşlarının, onların edebiyatla ilgilenmelerine vakit bırakmadığı düşüncesine

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir